30 Mayıs 2013 Perşembe

Ben senin yaşındayken...

“Ben senin yaşındayken” ifadelerinden kaçının!

Çocukların başarısının ve güzel davranışlarının övülmesi, psikolojilerini olumlu yönde etkiler. Başkalarının yanında tenkit etmek, onu küçümsemek ve başkalarını örnek göstermek ise çocuğun üzerinde olumsuz etkiler yaratır. İşte Psikiyatrist Dr. Sabri Yurdakul’dan ailelere öneriler…

Erken yaşlardaki ruhsal bunalımların bireyde ömür boyu iz bırakabilecek olumsuz etkilere neden olduğu unutulmamalı.
Sevginizi belli edin!Çocuğunuzun yaratıcılığını geliştirmesine yardım edin. Şımartma korkusuyla hareket etmeyin, sevdiğinizi belli edin, sevmemekle tehdit etmeyin. Yargılamayın ve önce dinleyin. Hatalarınızı itiraf etmekten çekinmeyin. Yaşamın çirkin yanlarını ondan saklamayın, kendisine güvenmeyi öğretin.

“Ben senin yaşındayken” ifadelerinden kaçının!
Mutlu bir gençlik için ailelerin ve öğretmenlerin kendi gençlik dönemlerini hatırlayarak davranışlarını yönlendirmeleri gereklidir. İletişime “Ben senin yaşındayken” ifadeleriyle başlamaktan kaçının.
Gencin kişiliğine saygı gösterin, öfkeli olduğu zaman alttan alın. Kimlerle arkadaşlık ettiğini gözlemleyin. Sizi eleştirmesine karşı gelmeyin. İzin isteklerini sürekli reddetmeyin. Tehditlerini ciddiye alın. Sürekli derslerini sormayın.

Birçok ruhsal problemin beraberinde fiziksel rahatsızlıkları da getirdiğinin unutulmaması gereklidir.

www.bebekbutigim.com


1 Mayıs 2013 Çarşamba

Çocuklarda ki saldırgan davranışlar - www.bebekbutigim.com

Çocuklarda ki Saldırgan Davranışlara Dikkat!
Çocuklarda sık görülen davranış bozukluklarından biridir. Çok küçük yaştaki çocuklar için; saç çekme, vurma, tükürme, eşyaları fırlatma, tekme atma… henüz karşısındaki insanı ne kadar incittiğinin bilincine tam olarak varamadığı için normalken, büyüdükçe bu belirtiler kaybolmuyor ve etki alanı giderek genişliyor , sinirli, geçimsiz, gergin, kavgacı… bir görünüm sergiliyorsa ailenin bu durumu dikkate alması ve erken müdahale hayat kurtarır inancıyla psikolojik bir yardım alması gerekir.

Saldırganlığın nedenleri oldukça geniş kapsamlıdır. Erkek çocuklarda daha fazla görülmesi, küçük yaşlarda şirin görüldüğü için saldırgan davranışlara müsamaha gösterilmesi, hatta bazı ailelerde bu davranışların ödüllendirilmesi, erkek adam kavga eder, erkek adam küfür eder, sana biri vurursa altta kalayım deme, dayak yiyerek eve gelme gibi olumsuz yaklaşımlarla çocuğun saldırganlığa büsbütün özendirilmesi, aile içinde çocuğun fiziksel ve duygusal istismarı, koşullu sevgi içinde büyümesi, sürekli olarak birileriyle kıyaslanması, çocuğun öz benliğine saygı duyulmaması, yaptığı işlerin sıkça olumsuz yönden eleştirilmesi, anne babanın tutarsız bir görünüm sergilemesi, anne baba arasında eş güdüm olmaması, olumsuz televizyon programlarını ve internet sitelerinden çocuğun korunmaması…. Ve daha niceleri çocuğun saldırgan davranışlar göstermesinin altında yatan sebeplerdir.

Çocuklar yetişkinleri model aldığından önce anne babaların kendi davranış repertuarlarını gözden geçirmeleri, saldırgan davranışlara maruz kaldıklarında çocuğa uygun bir dille ne hissettiklerini-ne yaşadıklarını anlatmaları, hem bireysel davranışlarında hem de anne baba olarak tutarlı davranmaları, koşulsuz sevmeyi öğrenmeleri, çocuğu fiziksel veya duygusal istismardan korumaları, internet kullanımlarını kontrol altında tutmaları, yaşına uygun televizyon programlarını izlemesine izin vermeleri, çocukla kaliteli zaman geçirmeleri, sakinken konuşma alışkanlığı geliştirmeleri, çocuğun yaptığı işlere saygı duymaları ve onu teşvik etmeleri, sade olumlu davranışları pekiştirmeye özen göstermeleri, çocuğa enerjisini rahatça boşaltabileceği aktiviteler yapma imkanı sunmaları faydalı olacaktır.



Bebeğin zekası iletişimde gizli - www.bebekbutigim.com

Bebeğin zekası iletişimde gizli

Küçük bebeğinizin ileride zeki bir insan olması sizin elinde desek ne yapardınız?

Aklınıza öyle çok pahalı ve çetrefilli yöntemler gelmesin hemen. Bunun için ihtiyacınız olan sadece biraz sabır ve bebeğinize ayıracağınız biraz zaman. Bebeğin gelişiminin insanlarla iletişime geçmeye bağlı olduğuna vurgu yapan Dr. Nilüfer Toprakçı, ebeveynlere bu iletişimi güçlendirmeleri için bazı önerilerde bulunuyor…

Adım adım iletişim

• Yenidoğan bebeğinizle göz teması kurun, gözlerinin açık olduğu o değerli anları kaçırmayın.

• Bebeğinizle konuşun, ona bir şeyler anlatın.

• Bebeğinizi emzirin. Anne sütünün yararları yanında, beslenme seansları bebekle göz göze gelme, konuşma, şarkı söyleme fırsatı yaratacaktır.

• Bazı mimikler yapın, yüzünüzü komik şekillere sokun. 1-2 günlük yenidoğan bebekler bile yüz hareketlerini taklit edebilirler.

• Aynada kendisini görmesini sağlayın.

• Onu gıdıklayın, gülmesini sağlayın.

• Birlikte yürüyüşlere çıkın. Etrafta gördüklerinizi, duyduklarınızı ona anlatın. Onu markete, alışverişe, parka götürün.

• Ona şarkılar söyleyin. Bu, sizin uydurduğunuz bir şarkı da olabilir.

• Ona müzik dinletin. Bazı çalışmalarda, müzik ritmlerini öğrenmenin ileride matematik öğrenmeyi kolaylaştırdığı gösterilmiş.

• Bir şey yapmadan önce, ona ne yapacağınızı söyleyin (Şimdi ışığı kapatıyorum…gibi) Böylece, neden-sonuç ilişkisi kurmaya başlayacaktır.

• Ona kitap okuyun, resimleri gösterin, her şeyin adını söyleyin.

• Değişik dokulu kumaşları, giysileri ellemesini sağlayın, onları cildine değdirin.

• Yiyecekleri ellemesine, kendini beslemeye çalışmasına izin verin.

• Hareketlenip emeklemeye başladığında, yerde yastıklar, oyuncaklarla engelli bir parkur oluşturun.

• Ona masal anlatın.

• Televizyonu kapatın.

• Banyo sırasında, plastik kaplara su doldurup boşaltmasına, suyla oynamasına izin verin.



Bebek banyosu nasıl yaptırılmalı - www.bebekbutigim.com



Bebek banyosu nasıl yaptırılmalı ?

•Odanın sıcak olduğundan emin olun.

•Banyo süresince kullanılacak olan tüm banyo malzemeleri bir araya toplayın.
•Temiz bir bebek küvetine ılık su koyun. (suyun sıcaklığı el bileğinize damlattığınız da yakmayacak şekilde olmalıdır)
•Bebeği banyo minderinin veya yüzeydeki ince havluların üzerine yerleştirin.

•Havlu veya battaniyeye örtülmüş olarak tutun. 

•Kısa bir süre bile olsa asla bebeğinizi yalnız bırakmayın. Eğer birşey unutmuşsanız, bebeği bir havluya sarın ve onu da yanınızda götürün. 

•Bebeğin yüzü ile başlayın. Her iki gözünü de ıslatılmış temiz pamuk toplarını kullanarak silin, burun köprüsünden başlayın sonra gözün köşesinden dışa doğru silin. 

•Yüzünün geri kalanını yumuşak ve nemli bir bezle sabunsuz olarak yıkayın. 

•Kulağının dışta kalan kıvrımlarını yumuşak bezle temizleyin. Bebeğin kulak kanalına pamuklu çubuk sokmayın. 

•Yumuşak bir beze bir miktar bebek sabunu ekleyin ve bebeğin boynundan aşağısına nazikçe silin. Temiz bir ıslak bezle durulayın. Göbek bağının ıslanmadığından emin olun.

•Son olarak, şampuan ile başını yıkayın. Suyla yıkayarak temizleyin, bebeğin yüzüne su gelmemesine dikkat edin: Bebeği sırtından kolunuzla sıkıca tutun ve dirseğinizle ve elinizle boynunu destekleyin, başını su ile yıkamak için yüksek bir musluk kullanabilirsiniz. 

•Ovalamak gerekli değil, ama çoğu bebek banyo sırasında kollarına ve bacaklarına nazikçe masaj yapılmasından hoşlanırlar.

•Bebeği başlıklı havluya sarın ve temiz bebeğinizi kucağınıza alıp okşayın.

•Doktorunuz tarafından önerilen kordon bakım direktiflerini takip edin.

•Bebeğinizin saçlarını taramak için yumuşak bebek tarağı kullanın. Yanma riskinden dolayı saç kurutma makinesi kullanmayın.

•Bebeğinize banyo yaptırırken ilk birkaç dakikada bebeğin ağlaması beklenir. Genellikle o kadardır çünkü banyo onun için yeni bir deneyimdir. Ama eğer bebeğiniz banyo sırasında aniden ağlamaya başlarsa, suyun sıcak veya soğuk olmadığından veya bebeğinizin gözüne sabun kaçmadığından emin olmak için kontrol edin.




Hamilelikte diş çürükleri - www.bebekbutigim.com


Hamilelikte çürük diş anne karnındaki bebeği etkiliyor
Hamilelikte diş sağlığı çok önemli çünkü eğer ağzınızda çürük dişleriniz varsa bundan anne karnındaki bebekte etkilenebiliyor.
Uzmanlar, çürük dişlerin, ağız ve diş hastalıklarının anne karnındaki bebeğin gelişimini olumsuz yönde etkilediği konusunda uyarıyor ve anne adaylarının ağız ve diş sağlığına dikkat etmeleri uyarısında bulunuyor.
 bebeklerin annenin aldığı gıdalarla beslenir, tüketilen gıdalar çürük dişteki bakterilerin çiğnenmesi ile mideye, buradan da kan yolu ile bebeğe ulaşıp gelişimini olumsuz yönde etkiler.

Çocuk sahibi olmak isteyen anne ve baba adaylarının hamilelik öncesinde mutlaka ağız ve diş sağlığı muayenesi yaptırmasını gerekmektedir, varsa çürük ve diş eti rahatsızlıkları mutlaka giderilmelidir.

Annelerin hamilelik döneminde de 6 ayda bir mutlaka diş hekimi kontrolünden geçmesi gerekir .Bilindiği üzere hamile kadınların bebekleri annenin aldığı gıdalarla beslenir. Bebeği anne beslediği için hamilelerin çok dikkatli olması gerekir. Annenin yediği gıdalar çürük olan dişlerdeki bakterilerle birlikte mideye ve oradan da kan yoluyla bebeğe ulaşır. Bu bakterilerin bebeğe ulaşması gelişimini olumsuz yönde etkileyebilir. Bu durum bebekte akut kalp romatizması ve böbrek hastalıklarına neden olabilir. Bunun önlenmesi için hamileliğe karar verildikten sonra anne ve baba adaylarının mutlaka ağız ve diş muayenesi yaptırmaları, çürük ile diş eti rahatsızlığı varsa giderme yolunu seçmeleri gerekir. Bunun haricinde hamile kadınların zaman zaman diş hekimine görünerek kontrol yaptırması lazım. Çünkü ağızdaki bazı hormonal değişiklikler sonucu asit oranında değişim olur. Asit oranının artması çürüklerin daha erken ve sık olmasına sebep olur. Bu durum hamileliğe bağlı olarak diş eti gingivitisinin (iltihaplanması) gelişmesine sebep olur.
Hamileliğin 1. ve 3. dönemlerinde yapılan diş tedavileri bebek açısından sıkıntı doğurur. İlk üç aydaki müdahaleler düşüklere, son üç aydaki müdahaleler ise erken doğuma neden olacağından dolayı bu dönemlerde müdahalelerden kaçınılmalıdır. Uzmanlar hamile bayanların bu tür tedavilerini 2. dönem olarak nitelendirilen 3. ve 6. aylarda yaptırmalarını öneriyor.



27 Nisan 2013 Cumartesi

Bebek bakımında en sık yapılan hatalar - www.bebekbutigim..com

Bebek bakımında en sık karşılaşılan hataları sizler için derledik.

Detaylar için linke tıklayın>>>>>>http://www.bebekbutigim.com/bebek_bakiminda_hatalar

emzik ne zaman bırakılmalı www.bebekbutigim.com


Elveda emzik 
Mutlu bir şekilde emzik emen bebek daha sakindir, daha rahattır ve daha kolay uyur. Doğuştan gelen, bir memeyi emme ihtiyacının, başparmak ve emzikle tatmin edilmesi, ileriye bakan ebeveynler için önemli bir rol oynamaktadır. Bıraktırmak için ilginç önerilerle!
Bebekler daha anne karnında emme ihtiyacını gösterir: Yani doğduktan sonra başparmak birçoğu için güvenilir, onun yardımıyla rahatlayabildikleri ve gevşeyebildikleri bir tanıdıktır. Bedenin kendisine özgü emme yardımı, ebeveynlerde genellikle daha az heyecan uyandırır – ancak haklı olarak çene kemiği ve yanlış diş konumlarından korkulmalıdır.
Bebeklerin emmeye bayıldıklarını, dörtbin beşyüz yıl öncesinden eski Mısırlılar bile biliyor ve dikkate alıyordu: Çocukların boynuna asılan bal ile doldurulmuş kil figürler, o dönemlerdeki yeni yeryüzü vatandaşlarını avutuyordu. Başak kültürlerde ebeveynler mantar, tekstil veya plastik kullanıyordu. Kimse bir emme tesellisinden vazgeçmek istemiyordu ve bu arada bilim adamları da bunun için bir açıklama bulmuştu: Bebek emdiğinde, vücudu daha fazla hormon oluşturuyordu ve bu bir yandan sindirimi düzenliyordu ve öte yandan sakinleştirici ve uykuyu destekleyici bir etkiye sahipti. Bu nedenle, bebeğin ilk aylarda emmesi gerektiği konusunda herkes aşağı yukarı hemfikir.
Arkadaş başparmak: Erkense sevin – geçse pişman ol!
Çocuğun kendi parmağı her daim el altında, fakat  bu durumunciddi dezavantajları var:  Başparmakta çok sık emme, çoğu zaman diş ve çene bölgesinde zor düzeltilebilen neticelere sahiptir. Uzmanlar, olası konuşma güçlükleri konusunda da uyarıda bulunmaktadır: Başparmağını emenler sıklıkla peltek konuşuyor. Sebebi: Söz konusu çocukların kendi dilleri buna engel olmaktadır. Ağızdan sürekli nefes alma – başparmak emen ve tutkulu emzik çocuklarında çoğu zaman görüldüğü gibi- rahatsız edilmeden ortaya çıkan gelişim sürecinde dilin damak yönünde „yürümesini“ engelliyor. S- ve Z – Sesleri dil peltekleşen çocuklara güçlük çıkarmaktadır. Ancak çocuk ikinci ve üçüncü yaşı sırasında emzik veya başparmağı emmekten vazgeçerse, çocuk çenesinin büyümesi, muhtemel hasarları dengeleyebilmektedir.
Bütün dünya emziği çekiyorAvutucu olarak başparmağı ortadan kalkınca, eski dost emzik iyi bir yedek oluyor. Birçok ebeveynin çığlık atan bebekler nedeniyle bizzat sinir krizine girmeye yakın olduğundan, birçok kişi huzurlu bir şekilde emzik emen „tatmin olmuş“ bebeklerin kıymetini biliyor ve seve seve kurtarıcı emziğe el atıyor. Ancak bazı durumlarda, bir zamanlar müttefik olan ltakes veya silikon parçasından daha sonraları tekrar kurtulmak o kadar da kolay olmuyor. Çene yapısına uygun bir emziğin, başparmak emmeye göre üçüncü yaştan itibaren daha az hasara yol açsa da, burada „Sürekli damlayan su taşı deler“ kuralı geçerlidir. Fazlasıyla emzik hayranı olanları „emme açık ısırma“ tehdit ediyor, , yani üst ve alt çene arasındaki temas kayboluyor.
Emzik alışkanlığından vazgeçirmenin yaratıcı fikirleri
Çocuk 2 – 3 yaşlarına geldiğinde, arkadaşı emzik ile olan beraberliğinin günleri artık sayılıdır. Çocuğunuzun yaşı arttıkça, onu emzik emme sevdasından ( daha kötüsü parmek emmek) vaz geçirmek o kadar zorlaşır.

Hoş olmayan sebepleri: Yaş ve süre faktörlerine göre diş ve damak şekilsizlikleri oluşabilir.

Yani, emziğin zamanında bıraktırılması gerekiyor! Ama nasıl? Kesinlikle ebeveynlerin dikkat etmeleri gereken husus çok sabır. Vedalaşmak bir anda mümkün olmayacaktır. Güzel alışkanlıklara veda etmek uzun vakit alabilir.
Ayıcık & Teselli: Emziğe rekabet
Uzun süreli nefesini tutabilirseniz, çocuğun emzik isteğini uzun vadede kesebilirsiniz. Mızırdanma ve uyku bastığında , emzik alternatifini tamamen aklınızdan çıkartın. Çocuğunuzla bir sevişme turu yapın veya kucağına çok sevdiği bir ayıcığı vererek kısa bir hikaye anlatın veya yeni bir bataniye – emzik tesellisini saha dışı bırakmak için yapılabilecekler listesi epey uzun olabilir.
“Ah, artık bozuluyor...” - bazı çocuklar emziği kendileri atıyorlar
1-2 yaşlarında emziği bıraktırmak için tam hedef suikast uygulanabilir. Ancak , çocuğa ait yeni emzikler “yumurtlayacak” emzik deposunun olmaması gerekir. Örneğin emziği dellin – emerken emziğin içindeki hava emildiğinden keyfini kaçıracaktır. Emziği her 2. veya 3. gün keserek biraz daha kısaltılabilir. Bir süre sonra, ağızdaki emzik artık işe yaramadığından çocuk ilgisini kaybedecek ve hatta kendisi çöp kovasına atacaktır.
“Yaşına hiç yakışmıyor emzik emmek!”
Bu eski hile, özellikle iki yaşlarında ve büyük kardeşleri olan çocuklarda çok işe yarar. Hedef gün doğum günlerinde, çocukların onuruna dokunur ve emziği severek terk ederler. Ancak gece yataklarına girdiklerinde aceleci davranışlarından dolayı pişman olurlar.
Bazı kurnaz pazarlık şekilleri düşünün: Emziği götürmüş olan doğum günü perisi veya noel baba, telefon edildiğinde emziği belki bir geceliğine geri verebilirler. Önemli olan: Emzikli veya emziksiz konusunun etkili olmasını engelleyin. Teselli arayışı içindeki Çocukların hislerine (örneğin gece korkusu gibi) alternatifler sunun. Bu bir şarkı veya “ kapı biraz açık kalsın” gibi olabilir.
Emzik perisi : Emziğe karşı çok sevilen hediyelerle değiştiriyor
Her çocuğun , bir gecede, emzik ile değişmeye ikna edilebileceği, acilen olmasını istediği bir arzusu vardır. Heyecan dolu bir serimoni ambalajı ile ( istek listesi yaptırılır ve akşam emzikle birlikte kapının önüne konur) memnun edici hediye, işe (gitmesi gereken) emzik olayıyla bağlanabilir. Çocuk emziği tekrar istediğinde ise , emzik perisinden emziğine karşı hediyeyi geri vermeyi önerebilirsiniz. Çok az çocuk bunu kabul edecektir. Çünkü, güzel yeni bebeğini veya skuterini tekrar geri vermesi gerekecek ve hala emziğe ihtiyacı olduğun itiraf etmiş olacaktı.
Biraz farklı bir emzik bıraktırma yöntemi de, her emziksiz geçen geceye bir küçük hediye, şeklinde olabilir.
Avantajları: Her emziksiz gece emzik alışkanlığının bırakılmasına yönelik bir adım ileriye götürecektir. Dezavantajları ise: Bir çok çocuk bu anlaşmanın perde arkasını anlayıp kendilerine çeviriyorlar: Artık her gece, emziğin yerine bir hediye gelmesi gerekiyor.

Bazen de anlayış kazanıyor
Doğrudur: Daha büyük çocukları, emzik veya parmak emme alışkanlığından vazgeçirmek için kandırmak daha zordur. Ancak, genelde bunlara da emmenin olumsuz etkilerini anlattığınızda, şaşırtıcı bir şekilde akıllı davranıyorlar. Bir çoğu , emzik eksikliğini, ebeveynlerin emziği bıraktırmak için gösterdikleri önemli sebeplerinin olduğunu gördüklerinde, anlıyor ve kabul ediyor. Bu yaşlarda , emzik bıraktırma süresinin, “Nedenler” dönemine gelmesi avantajlı olabilir.
Parmağın veya emziğin üzerine sürülen tadı hoş olmayan maddeler veya ellerin bağlanması gibi eski zaman yöntemleri kesinlikle uygulamamalısınız. Bu gibi yöntemlerle kahve alışkanlığınızı bıraktırmaya çalışmalarını istemezdiniz, değil mi?


Bebeklerde gaz problemi - www.bebekbutigim.com

Bebeklerde gaz probleminin sebepleri nelerdir ?
Bazen kolik diye de adlandırılan durum, bebeklerin yaklaşık %20 sinde, 3 hafta-4 ay arasında görülen ağlama nöbetlerine denir. Esas nedeni çok iyi bilinmemektedir. Bebeği beslerken doğru pozisyonda tutamamak ve böylece çok hava yutmasına sebep olmak, besledikten sonra gazını iyi çıkaramamak, bazı şekerlerin sindirimindeki yetersizlikler, barsak hareketlerini sağlayan sinir sisteminin henüz yeteri kadar gelişmemiş olması, anne ve babanın acemiliği ve buna bağlı huzursuzluğu gibi etkenler sorumlu tutulmaktadır.Ancak genel eğilim, bunun kendiliğinden 3-4 aylıkken geçecek bir gelişim süreci olduğunu kabullenmek yönündedir.

Gaz sorunu anne sütü ile beslenen bebeklerde mi daha fazla olur , mama alan bebeklerde mi?
Gaz görülme sıklığı anne sütü veya mama alan bebekler arasında fark göstermemektedir.

 Kaç aylık olana kadar bebekler gaz probleminden şikayetçidir? 
Bebeklerin gaz problemleri genellikle 3-4 aylıkken kendiliğinden geçer.

 Anne ve babaların ilk etapta yapmaları gerekenler nelerdir? 
:Anne ve babaların gaz için alabilecekleri bazı önlemler var, fakat gaz, bazı bebeklerde ne yaparsanız yapın oluyor ve 3-4 aylıkken kendiliğinden geçiyor. Bunu bir gelişim süreci olduğunu bilmek ve paniğe ve ümitsizliğe kapılmamak en önemli noktadır. Alınabilecek önlemlerden bazıları şunlardır:

 • Eğer anne bebeğini emziriyorsa, kendine gaz yapan yiyeceklerden uzak durmalı. Örneğin, soğan, kuru fasulye, karnabahar, brokoli, kepekli yiyecekler, lahana, portakal, limon, greyfurt, kafein içeren içecekler. Ayrıca, inek sütü içeren yiyecekleri de (süt, yoğurt, peynir, hatta tereyağı) azaltmak gerekir.

 •  Eğer bebek mama ile besleniyorsa, inek sütü bazlı mamalar gaz yapıyor olabilir. Bu durumda, bebeğin doktoru ile görüşüp, mama değişikliği tartışılabilir.

 • Eğer bebek biberonla besleniyorsa, çok küçük veya çok büyük delikli emzikler, bebeğin fazla hava yutmasına ve çok gazı olmasına sebep olur.

 • Bazen emzik vermek işe yarayabilir.

 • Beslenme sırasında, her 5-10 dakikada bir veya bir göğüsten diğerine geçerken ve mutlaka beslenme bittikten sonra bebeğin gazı çıkarılmalıdır.

 • Gaz sancıları tuttuğunda, anne-baba sakin olmalı, bebeği kucağına alıp, ninniler mırıldanıp, kucağında gezdirmeli. Ritmik hareketler ve devamlı sesler ( elektrik süpürgesi veya saç kurutma makinesinin sesi gibi) sakinleştirici olabilir. Evde çılgınlar gibi bağıran bebek, doktora gitmek için arabaya biner binmez susar, yani araba ile gezdirmek de iyi bir fikirdir.

 • Bebeğin, ayakların ve karnına sıcak havlu veya havlu içinde yakmayacak sıcaklıkta su torbası konulabilir. 

 • Ilık bir banyo, özellikle de en çok sancının olduğu akşam saatlerinin hemen öncesinde, bebeği sakinleştirip, sancıları önleyebilir.

 • Anne sütü alan ve 6 aylıktan küçük bebeklerde, anne sütü dışında bir şey verilmesi önerilmese de bazen papatya, rezene çayları, ıhlamur işe yarar. 

 Gaz sancısı geçmeyen çocuklar için yapılması gerekenler nelerdir? Doktora götürmek gerekir mi? 
Huzursuzluk ve ağlama nöbetleri ilk başladığı zaman, doktora götürüp tüm tablonun gaza bağlı olduğuna, başka bir problemi olmadığına emin olduktan sonra yukarıda sayılan yöntemler denenebilir. Eğer hiçbir şey işe yaramıyorsa, bunun geçici bir olay olduğunu, bebeğin iyi olduğunu düşünerek onu biraz yalnız bırakmak veya başkalarından yardım isteyip, biraz bebeğin olduğu ortamdan uzaklaşmak anne-baba için yapılabilecek en iyi iştir.

 Gaza karşı ilaç vermek doğru mudur? 
Gaza karşı kullanılabilecek çeşitli ilaçlar vardır. Ancak ilacın yararlılığı konusunda yapılmış, karşıt görüşlere sahip çalışmalar vardır.Bir kısmı ciddi yan etkilere sebep olabilir. Bu nedenle ilaç vermeden önce mutlaka doktoru ile görüşmek gereklidir.


1 aylık bebeklerin gelişimi - www.bebekbutigim.com



 1 Aylık Bebek Gelişimi

  


Yenidoğan bebek özellikleri

Bebeğinizi yamuk bir kafa, şişkin gözler, basık burun, şiş cinsel organlar, deride peynir-krem gibi bir madde ve alnında ve kaşlarında kırmızı beneklerle görebilirsiniz. Endişelenmeyin, bu özellikler kısa zamanda geçecektir.
Araştırmalara göre gebelik sırasında annelerinin sesini dinleyen yenidoğan bebeklerin annenin sesine doğru döndüklerini göstermiştir. Bebeğinizle konuşmaya ve şarkı söylemeye devam edin. 
Arada kısa süre açabilse bile ilk bir kaç gün bebeklerin gözleri kapalı olabilir. Fakat kısa süre sonra gözlerini daha uzun sürelerle açık tutacaktır. Onun etraftaki yüksek kontrastlı düzen ve şekillerle görsel olarak giderek daha fazla  ilgilendiğini fark edeceksiniz.
Yenidoğan bebeğin kol-bacakları kıvrık  olarak  durmaktadır. Gövdesinden tutularak yüzüstü kaldırılınca  baş  öne  düşer. Yüzüstü yatınca başını bir taraftan bir tarafa doğru çevirebilir, ancak eşyayı göremez. İşitmesi iyidir.
Bebekler yaşamasına yardımcı bazı koruyucu reflekslerle doğarlar. Bu refleksler, kafasını çevirip meme arama, irkilerek kollarını açma, avuç içine elinizi koyduğunuzda kavramadır. Tüm bu refleksler sizi bulup sıkıca tutması için bebeğin içgüdüsel mekanizmalarıdır. Havada ayak üstü tutulunca yürüme hareketleri de yapabilir buna adımlama refleksi denir. 

1 Aylık Bebeğiniz Şunları Yapabilir

Bu ay bebeğiniz; yaklaşık 15-30 cm mesafeyi görür. Uzaktaki kişi ve cisimler onun için hala bulanıktır.
Ortalama 17-20 saat uyur 2-3 saatini uyanık ve sakin geçirir. Uyanık kaldığı süre zamanla artacaktır.
Yakınındaki yüzlere bakar ve kısa bir süre ilgilenir. Hareket eden cisimleri gözleri ile kısa mesafeden takip edebilir. Yerinin değiştirildiğini fark eder. Sıcaklık değişiminden rahatsız olur.

1 Aylık Bebek Emzirme ve Uyku Düzeni

Kucağa alındığında susar. Annesinin kokusunu ve sesini tanır. Emme dürtüsü ile beslenir. Emme refleksi çok güçlüdür. Göğse konulduğunda, annesinin memesini bulur ve emmeye başlar. 
Başını kontrol edemez. Yüzükoyun yatırıldığında kafasını kaldırmaya çalışır.
Bütün gereksinimlerini ağlayarak ifade eder. Beslenme ve uyku düzeni oluşmaya başlar. İhtiyaçları düzenli olarak ve zamanında giderilirse, kendini daha mutlu hisseder ve dünyaya uyum sağlaması daha kolay olur. 

1 Aylık Bebeğinizin Gelişimini Nasıl Destekleyebilirsiniz?

Bebeğiniz sevginizi hissediyor ve ilginize ihtiyaç duyuyor. Kucağınıza aldığınız için şımaracağını düşünmeyin. Onu sık sık kucağınıza alın. Dokunulmaya karşı hassastır ve çok sever. Kucağa alınmak, okşanmak ve sevginizi söylemek onun güven duygusunun gelişmesini sağlar. Kucağa alınan bebek doğumun ardından birkaç hafta içinde bakışlarını yüze odaklamayı başarır.
Uyurken istemsiz refleksleriyle kendini uyandırabilir. Onu hafifçe, kundak yapmadan, gevşek bir şekilde sarabilirsiniz. 
Onunla konuşmanız ve şarkı söylemeniz sakinleşmesini sağlar. Beş duyusu her gün biraz daha gelişiyor. Gülümseyen yüzler, hoş sesler ilgisini çeker. Bu dönemde banyo yapmak bile onun dünyayı keşfetmesini sağlar.
Tutarken avucunuzla başını desteklemeyi ihmal etmeyin. 
Yüzünüzü görebilmesi için kendinize yaklaştırın. 
Ana kucağına takacağınız renkli ve parlak oyuncaklar ilgisini çeker ve gelişimine katkıda bulunur. 


Bebeklerde uyku bozukluğu - www.bebekbutigim.com


    Uyku bozuklukları tüm yaş gruplarında çok sık görülen ve her yaşta kişinin günlük işlevselliğini, dikkat ve öğrenme becerilerini belirgin olarak bozabilen sorunlardır. Öte yandan hatırlama sorunları, sinirlilik, duyusal hassasiyette artış görülebilmektedir. Çoğu ebeveyn için küçük çocuklarında görülen uyku sorunları oldukça sıkıntı verici olmaktadır.
Uyku-uyanıklık döngülerinin oluşumunda, gün içi şekerlemelerin, uykuya gitme saatlerinin düzenlenmesi, uyku öncesi ritüellerin geliştirilmesi ya da uyandığında çocuğa kendi kendini sakinleştirmede yardımcı olabilecek araçlar, ör, oyuncak bebek kullanımı gibi yöntemlerle bakım verici çocuğa yardımcı olur. Aynı zamanda bakım verici, çevredeki uykuyu bozucu uyaranları kontrol eder, bağlanma ve ayrılık deneyimlerini destekleyici davranışları geliştirir.
İkinci, üçüncü yaşla birlikte uyku daha farklı anlamlar kazanır. Örneğin aktif bir günün ardından sakinleşme zamanıdır. Karanlık ve yalnızlıkla baş etme gerekli olur. Bakım vericinin sınırlarına, yatma zamanı ritüellerine uyum göstermesi gerekir. Anneden ayrılabilmek için yeterince güvenli bir bağlanma geliştirmiş olmaya ihtiyaç duyar. Zamanla otonomisini kazanır.
Yedinci- dokuzuncu aylarda uyku sorunları genellikle denge sistemine yönelik uyarana aşırı istek duyma ile ilişkili olmaktadır. Bu aylarda çocuklar uykuya dalabilmek için uzun süreler sallanmak, kucaklanmak ihtiyacı gösterebilirler. Ayrılık anksiyetesinin başladığı 10-12. aylarda uykuya dalma sorunları en yüksek sıklığa ulaşır. 13.-18. aylarda gün içinde aşırı hareketlilik, fazlaca uyarana maruz kalma uyku sorunları ile daha fazla ilişki göstermektedir. 19.-24. aylardan itibaren uykuya dalma sırasında yaşanan sorunlar azalırken, geceleri sıkça uyanmalar görülebilir.
Uyku sorunlarının altında pek çok faktör yer alabilir. Gastroesofajeal reflü, uyku apnesi, çeşitli akciğer patolojileri, nörolojik problemlerin yanı sıra annedekil stres, gebelik dönemi depresyonu, aile içi sorunlar, çocukta zor mizaç, duygusal aşırı tepkisellik ve bakım vericiler arası uyku ritüelleri uygulamalarında tutarsız davranışlar uyku sorunları ile ilişkilendirilmektedir. Uykuya dalma sorunları olan çocuklarda daha fazla anksiyete ve duygusal sorunlar, daha belirgin dikkat ve konsantrasyon sorunları bildirilmektedir.

Uyku-Uyanıklık Döngülerinin Gelişimi
Çocuğun yaşı    Çocukta beklenen uyku örüntüsü
Yenidoğan     günde 16,5 saat uyur.
2-3 aylık  3-4 saat aralıksız uyur ve beslenmek için uyanır, aktif uyku %43’e düşer, 3 aylık olduklarında çocukların %71’i tüm gece boyunca uyur
4 aylık    geceleri daha uzun uyur, gündüz daha az uyur.
6 aylık   günde 14,25 saat uyur, 5-6 saatlik uyku döngüsünde 1-2 kez uyanır, uyandıktan sonra çocukların 1/3 – ½’si kendi kendine yeniden dalar, çocukların %84’ü tüm gece boyunca uyur
10 aylık  çocukların %90’ı tüm gece boyunca uyur
12 aylık  günde 13,75 saat uyur,  aktif uyku %30’a düşer
2 yaşında   günde 13 saat uyur.  
Uykunun diürnal (günlük) organizasyonu 24 saatlik gün içinde uyku sürelerinin düzenlenmesi olarak belirtilebilir. Bu düzenleme hayatın ilk ayları içerisinde özellikle aydınlık-karanlık döngüleri ve sosyal ip uçları ile şekillenmeye başlar. İlk üç ayda kesintisiz uyku dönemleri 3-4 saat iken, 6. aydan itibaren özellikle gecelere doğru kayan 6 saatlik kesintisiz uykular başlar. Bir yaş civarında gündüz saatlerinde iki kez uyunurken, ikinci yaşa doğru günlük melatonin salgısının düzenlenmesi ile gündüz saatleri uykusu bir keze düşer. Bu gündüz uykusu yaşam boyu özellikle öğleden sonra saatlerinde devam edebilir. Ultradiyen organizasyon ise REM ve non-REM döngüleri için belirtilir. 50-60 dakikalık uyku süreleri ve %50 oranındaki REM uykusu 3 yaş civarında erişkin düzeylerine yaklaşır.
Süt çocukları uyku örüntüsü açısından ikiye ayrılabilirler:
  1. ebeveynlerine uyarı yollayanlar
  2. kendi kendilerini sakinleştirebilenler
Uyanıp, ağlayarak ebeveynlerine uyarı yollayanlar beşiklerine genellikle uykulu olarak koyulmakta ve “uyku yardımı” (örneğin, emzik, oyuncak bebek) almamaktadırlar. Aksine kendi kendini sakinleştirebilen bebekler uyanık olarak yataklarına konurlar ve uyandıklarında yanlarındaki emzik ya da  bebek tekrar dalmalarını kolaylaştırır. Aslında bir çalışmada uykusu zayıf diye tanımlanan çocuklarla diğerleri arasında uyanma sıklığı açısından fark olmadığı, çocuklarının daha fazla uyku sorunu olduğunu söyleyen ebeveynlerin uyanma sayısını daha yüksek ifade ettiği tespit edilmiştir.